Günümüzde estetik ve sağlık alanındaki teknolojik gelişmeler sayesinde varis hastalığı artık korkulan ve hayatı zindana çeviren bir sorun olmaktan çıkmıştır. Geçmiş yıllarda ameliyathane koşullarında uzun ve zahmetli iyileşme süreleri gerektiren operasyonlar yerini öğle arası estetiği kadar pratik olan ameliyatsız tedavi yöntemlerine bırakmıştır. Bu yenilikçi yöntemler arasında hem hekimler hem de hastalar tarafından konforu nedeniyle en çok tercih edilenlerin başında köpük tedavisi yani tıbbi adıyla skleroterapi gelmektedir. Köpük tedavisi cilt yüzeyinden kabarık duran yeşil veya mor renkli damarların içine özel bir ilacın hava ile köpürtülerek zerk edilmesi ve o bozuk damarın içeriden kapatılarak kurutulması prensibiyle çalışır.
Son derece pratik ağrısız ve hastayı günlük yaşamından koparmayan bir işlem olması nedeniyle polikliniklerimize başvuran pek çok kişi doğrudan bu tedaviyi talep etmektedir. Ancak tıbbın en temel kuralı olan hastalık yoktur hasta vardır prensibi bu konforlu tedavide de geçerliliğini kesin bir şekilde korur. Köpük tedavisi her ne kadar son derece güvenilir ve yaygın bir medikal uygulama olsa da insan anatomisi ve hastanın geçmiş sağlık öyküsü bu işlemin yapılmasına bazı durumlarda engel teşkil edebilir. Beden sağlığınızı maksimum düzeyde korumak ve olası istenmeyen durumların önüne geçmek adına tedavinin kimlere ve hangi koşullarda uygulanamayacağını bilmek büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamlı ve aydınlatıcı rehberimizde tıbbi şeffaflık ilkesiyle hareket ederek tedavinin kimler için uygun olmadığını ve gözden kaçırılmaması gereken tüm klinik detayları sizler için bir araya getirdik.
Kimler Köpük Varis Tedavisi Yaptıramaz Bilmeniz Gerekenler
Köpükle varis tedavisi sorunlu damarın içine kimyasal ve iyileştirici bir ajanın doğrudan verilmesini içerdiği için vücudun genel dolaşım sistemiyle birebir temas halindedir. Bu yakın temas nedeniyle bazı özel fizyolojik durumlarda ve sistemik hastalıklarda bu tedavinin uygulanması tıp otoriteleri ve bilimsel rehberler tarafından kesinlikle yasaklanmıştır.
Gebelik ve Aktif Emzirme Dönemindeki Kadınlar: Hamilelik dönemi kadın bedeninde dolaşım hacminin en yüksek kapasiteye ulaştığı ve hormonal dengelerin tamamen baştan yazıldığı eşsiz bir biyolojik süreçtir. Bu dönemde anne karnındaki bebeğin gelişimi için annenin dolaşım sistemindeki her bir damla kan büyük bir değer taşır. Köpük tedavisinde kullanılan sklerozan ilacın anne karnındaki bebeğe veya emzirme yoluyla anne sütüne geçip geçmediğine dair yüzde yüz güvenilirlik sağlayan yeterli klinik çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle bebeğin sağlığını hiçbir şekilde riske atmamak adına hamile kadınlara ve aktif emziren annelere bu işlem kesinlikle uygulanmaz. Bu özel süreçte varis şikayetlerini hafifletmek için sadece medikal varis çorapları ve doğal dinlenme yöntemleri tavsiye edilmektedir.
Derin Ven Trombozu Geçiren Hastalar: Derin ven trombozu bacağın derin ana toplardamarlarında kan pıhtısı oluşması durumudur. Daha önce böyle hayati bir damar hastalığı geçirmiş veya halihazırda bacağında aktif bir pıhtı bulunan kişilere köpük tedavisi uygulanamaz. Damar içine verilen ilaç damar duvarında yeni bir hücresel reaksiyon başlatacağı için mevcut pıhtının yerinden koparak akciğerlere veya kalbe ulaşması gibi çok ciddi hayati riskler doğurabilir. Dolaşım sisteminde genetik veya kazanılmış pıhtılaşma bozukluğu olan hastalar da bu tedaviden her zaman muaf tutulur.
İlaca Karşı Alerjisi Olanlar: Tedavide kullanılan etken maddeye karşı daha önceden bilinen şiddetli bir alerjik reaksiyon öyküsü olan kişilere bu işlem yapılmaz. Sağlık geçmişinizde ciddi alerjik durumlar varsa bunu mutlaka uzman hekiminizle muayene aşamasında paylaşmanız gerekmektedir.
Köpükle Varis Tedavisinin Sakıncalı Olduğu Kişiler
Bazı sağlık durumları tedavinin uygulanmasına kesin bir engel teşkil etmese de işlemin doğası gereği ekstra riskler yaratır ve ancak çok özel tıbbi önlemler alınarak hekim inisiyatifiyle değerlendirilebilir. Bu gruptaki hastalar için genellikle daha farklı ve risksiz alternatif tedaviler ön planda tutulur.
Kalbinde Delik Olanlar: İnsanların küçük bir kısmında kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında doğuştan gelen ve tıbbi adıyla Patent Foramen Ovale olarak bilinen kapanmamış küçük bir delik bulunabilir. Çoğu insan bu durumun farkında bile olmadan yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürür. Ancak köpük varis tedavisinde ilacın hava ile karıştırılmasıyla elde edilen o minik köpük baloncukları toplardamarlar aracılığıyla kalbe ulaştığında bu delikten geçerek atardamar sistemine karışma ihtimali taşır. Bu hava baloncuklarının beyin damarlarına ulaşması nörolojik sorunlara yol açabileceği için kalbinde delik olduğu bilinen hastalarda köpük tedavisi oldukça sakıncalıdır.
Şiddetli Migren Hastaları: Sık sık auralı migren atakları geçiren ve şiddetli baş ağrıları yaşayan hastalarda köpük tedavisi sonrası migren krizlerinin tetiklendiği klinik ortamlarda zaman zaman gözlemlenmiştir. İlacın damar içindeki etkileşimi sinir sistemini uyararak o meşhur migren atağını başlatabilir. Bu nedenle kontrol altına alınamayan ağır migren hastalarında bu yöntem yerine yüzeyel radyofrekans gibi ısıya dayalı alternatiflere yönelmek çok daha güvenli bir yaklaşımdır.
İleri Derece Solunum Sıkıntısı Çekenler: Kullanılan köpürtülmüş ilacın çok küçük bir kısmı dolaşım yoluyla doğal olarak akciğer kılcal damarlarına ulaşır. Sağlıklı bir insanda akciğerler bu minik baloncukları anında filtreler ve yok eder. Fakat ciddi solunum yetmezliği KOAH veya ileri derece astımı olan hastalarda bu durum ani bir solunum reaksiyonuna neden olabileceğinden tedavinin uygulanması riskli bulunur.
Köpükle Varis Tedavisi Hangi Durumlarda Uygulanamaz?
Hastanın genel sistemik sağlık durumu son derece iyi olsa bile tedavinin yapılacağı andaki bazı fiziksel ve bölgesel koşullar işlemin tamamen ertelenmesini gerektirebilir. Bedenin o anki enfeksiyon durumları ve fiziksel kapasitesi hekimin en çok dikkat ettiği kriterler arasındadır.
Aktif Cilt Enfeksiyonları: İşlem yapılacak bacak bölgesinde açık bir yara aktif bir cilt enfeksiyonu veya şiddetli bir venöz egzama tablosu varsa o bölgeye iğne ile girilmesi cilt yüzeyindeki bakterilerin kan dolaşımına karışmasına neden olabilir. Cilt tamamen iyileşene ve enfeksiyon vücuttan doğal yollarla temizlenene kadar tedavi kesinlikle ertelenir.
İleri Derece Atardamar Hastalıkları: Varis bir toplardamar hastalığıdır. Ancak bacaklara temiz kan getiren atardamarlarda ciddi tıkanıklıklar olan kişilerin bacak dokuları zaten yeterince kanlanamamakta ve beslenememektedir. Bu yorgun dokulara köpük tedavisi uygulamak dolaşımı daha da strese sokarak iyileşmeyen derin yaraların açılmasına zemin hazırlayabilir. Atardamar yetmezliği olanlarda bu tedaviden özenle kaçınılır.
Hareketsiz Kalan Hastalar: Köpük tedavisi yapıldıktan sonra ilacın damar içinde doğru şekilde çalışması ve kan akışının doğal ritmine dönmesi için hastanın bol bol yürümesi istenir. Geçirilmiş ağır ameliyatlar veya felç gibi nedenlerle yatağa bağımlı olan ve yürüyemeyen hastalarda damar içinde kanın göllenerek pıhtı oluşturma riski çok yüksek olduğu için bu kişilere işlem yapılmaz.
Tedaviye Uygun Olmayanlar İçin Alternatif Çözümler Nelerdir?
Köpük tedavisinin bedensel veya sistemik nedenlerle uygulanamadığı durumlar hastalarımız için asla bir umutsuzluk kaynağı olmamalıdır. Modern tıp her zaman hastanın yaşam kalitesini artıracak koruyucu ve destekleyici harika alternatif çözümler sunar. Şayet bu tedavi sizin için sakıncalı bulunmuşsa hekiminiz hayat konforunuzu yeniden sağlamak adına farklı stratejiler geliştirecektir.
Bu stratejilerin en başında medikal kompresyon giysileri yani kaliteli varis çorapları gelir. Doğru basınç oranına sahip bir varis çorabı bacaklardaki kan göllenmesini engelleyerek damar içindeki yüksek basıncı düşürür. Bu sayede gün içinde yaşanan o kurşun gibi ağırlık hissi sızlama ve ayak bileği şişlikleri büyük oranda ortadan kalkar. Yaşam tarzında yapılacak bilinçli değişiklikler de dolaşım sistemini inanılmaz derecede rahatlatır. Fazla kilolardan kurtulmak damarlar üzerindeki mekanik baskıyı azaltırken gün içinde yapılacak düzenli hafif yürüyüşler baldır kaslarını çalıştırarak kanın kalbe pompalanmasını destekler.
Kartal Varis Tedavisi ve Op. Dr. Nebiye Tüfekci İle Güvenli Adımlar
Varis tedavisi dışarıdan bakıldığında basit bir iğne veya estetik işlemi gibi görünse de aslında insan bedeninin en karmaşık ağlarından biri olan damar sistemine yapılan mikro cerrahi bir müdahaledir. Bu nedenle doğrudan tedavi talep etmek yerine öncelikle detaylı bir damar haritalamasının çıkarılması hayati önem taşır. Hangi damarın ne kadar kaçak yaptığı ve bedeninize en uygun yöntemin hangisi olduğu ancak tecrübeli bir uzman hekimin yapacağı Renkli Doppler Ultrasonografi ile şeffaf bir şekilde belirlenebilir.
Mesleki kariyeri boyunca insan sağlığına duyduğu derin saygıyı üst düzey medikal teknolojilerle buluşturan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Nebiye Tüfekci hastalarına her zaman en güvenilir ve bedene en saygılı tedavi planlarını sunmaktadır. Kliniğimizin temel felsefesi sadece geçici bir estetik görünüm elde etmek değil aynı zamanda dolaşım sisteminizin bütünlüğünü koruyarak yaşam kalitenizi kalıcı olarak zirveye taşımaktır.
İstanbul Anadolu Yakası bölgesinin ulaşım açısından en rahat ve prestijli noktalarından birinde yer alan Bumerang Kartal Rezidans içerisindeki donanımlı kliniğimizde hastalarımızın güvenliği için tüm medikal detaylar özenle düşünülmüştür. Kartal merkezi başta olmak üzere E 5 karayolu metro istasyonları ve sahil yoluna olan direkt bağlantıları sayesinde Maltepe Pendik Tuzla ve Ataşehir gibi komşu semtlerden gelen misafirlerimiz de trafik karmaşası yaşamadan kliniğimize büyük bir kolaylıkla ulaşabilmektedir. Kendi sağlığınızı riske atmadan bacaklarınızdaki o eski hafifliği tecrübeli ellerde yeniden keşfetmek ve bedeninize en uygun medikal yolu çizmek için kliniğimizle iletişime geçerek detaylı muayene randevunuzu oluşturabilirsiniz.





